BİR BÜYÜK OYUNCU: MURAT ERGÜR…
M.Sadık Aslankara
(13.11.2025 YAZISIDIR.)
Murat Ergür, DE-Tİ’den geçip ulusal tiyatromuzda kendini göstererek oyunculuk çizgisini farklı deneyimlerle bugün de sürdüren önemli bir tiyatro oyuncumuz.
Kırk üç yıl önce 1982’de perde açan Denizli Tiyatrosu’nda (DE-Tİ), ilk kez sahneye çıktığında Murat, çocuk denilebilecek bir yaştaydı. Bugün onun Türk tiyatrosunda çizgisini sürekli geliştirerek oyunculuğunu belirgin düzeye ulaştırıp bunu somut biçimde bir üslup kavşağına taşıdığını gönül rahatlığıyla öne sürebiliriz diye düşünüyorum kendi payıma.
Murat Ergür, DE-Tİ’yle ilişkileniş içinden gelerek onu günümüzde de simgeleyebilen son tiyatrocu aynı zamanda.
Bu nedenle DE-Tİ’yle uzak yakın ilişkilenen her kim varsa tümünün de ona bir teşekkür borcu olduğu, olacağı açık.
Elbette daha önceleri de ulusal tiyatromuzda Denizli Tiyatrosu dışında oyunculuklarıyla sahnelerimizde kendilerini gösterip kanıtlayan oyuncular yok değildi. Sözgelimi Derya Herek, Serdar Bordonacı, Tekin Temel anımsanabilir. Ne ki Derya, tiyatroyu bıraktı, Serdar’ın sahnelerde uzun süredir bir izine rastlıyor değilim ne yazık ki.
Ya Tekin? Ah canııım, eperken yitiriverdik onu da. Nasıl da pırıl pırıl, yetenekli, yürekli bir oyuncuydu oysa.
Kala kala Murat Ergür var şimdi ortada. O, bizim Türk tiyatro tarihi içinde önemli nirengi DE-Tİ’nin son temsilcisi.
Ben böyle söylüyorum ya, Denizli ayırdında mı onun? Denizli’nin kültür çevreleri, sanat yapmak için çaba gösteren ortamları ne denli ayırdında peki?
Oysa o, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Oyunculuk Bölümünü büyük başarıyla bitirip diplomasıyla ilkönce Denizli’ye dönmüş, bağımsız, özel bir tiyatro deneyimi için girişimde bulunup Metropol Tiyatrosunu kurmuştu.
Hey Denizlililer, şimdinin mangalda kül bırakmayan kabakçızadeleri o zaman n’aptınız, hıı, ne yaptınız? Denizlili olmasam, Denizli’de on yıl boyunca sanat yapmanın gereği akıntıya karşı kürek çeken biri olmasam böyle bir soru soramazdım, ama şimdi hak görüyorum bu soruyu: Murat için ne yaptınız?
Ve yeni soru:
İlkokul arkadaşım Ali Ergür’ün, namı diğer Kaderli Ali’nin oğlu Murat Egür’ü tanıyor musunuz, hadi diyelim tanıyorsunuz, peki sahnedeki varlığını İstanbul’da başarıyla sürdüren Denizlili tiyatro oyuncusu Murat Ergür için bugün ne yapıyorsunuz?
O ikisini, iki dal halinde Özdemir Nutku’nun gencecik öğrencileri olarak Alaçatı’nın kıvrım büklüm sokaklarında tiyatro yürüyüşünü neşeyle harlandırdıklarını anımsıyorum on yıllar önce. Kıvılcım misali gülüşleriyle nasıl da köpürüyorlar, Türkiye’nin her yerinden festival için Alaçatı’ya koşup gelmiş konuklarla nasıl sıcacık ilgileniyorlardı, tabii aynı zamanda büyük enerji aktarıyorlardı bu topluluklara.
Karşılarında apansız görüverince beni, nasıl da koşup göğsüme kapanmışlardı, biri bir omzumda öteki öbür omzumda sarılıp kalmıştık birbirimize bir duygu seli akışıyla.
İkiliden yaşça daha küçük olan Murat, çocuk yaşlarda başladığı için Tekin’den önce DE-Tİ’de sahneye çıkmış, sonrasında ortaöğrenimini tamamlayıp üniversiteye geçmişti. Tekin, DE-Tİ’ye sonraki yıllarda, üniversiteye hazırlandığı yıllarda gelmişti. Bu nedenle ikilinin tanışıklığı, arkadaşlığı, ömür boyu sürecek dostlukları Dokuz Eylül’de Özdemir’in hocalığı döneminde başlamıştı.
Her ikisi de Tekin de Murat da tırnaklarıyla kazına tutuna oyunculuk basamaklarında hep daha yükseğe tutunabildi.
Şimdi Tekin yok, ama Murat, h/âlâ ayakta, dimdik!
Hey Denizli, haberin var mı? Orada, İstanbul’da bir çocuğun var gümbür gümbür Türk tiyatrosunun sahnelerinde!