DENİZLİ TİYATROSU BELGELİĞİ; M.S.Aslankara; KIRKINCI YILINDA DE-Tİ;

KIRKINCI YILINDA DE-Tİ…

M.Sadık Aslankara
(03.11.2022 YAZISIDIR.)

DE-Tİ (Denizli Tiyatrosu), perdelerini ilk kez açtığında tarihler 6 Kasım 1982’yi gösteriyordu. Eğer topluluk, taşıdığı bu adla yaşıyor olsaydı, şimdi kırk bir kere maşallah deyip yeni doğum yıldönümünü bu nidayla kutlayacaktık kuşkusuz.

Topluluk perdelerini açtığında, cart curt gezen o adam, henüz üniformasını bile çıkarmamıştı sırtından. M.Volkan Beşek’in omuz vermesi, Mehmet Acar’ın çok değerli desteği, M.Sadık Aslankara’nın lokomotifliğiyle, 1980 artığı kimi kentli aydınların içtenlikli duruşuyla perde açtı DE-Tİ.

Tiyatro, yoğun etkinlik bombardımanıyla on yıl boyunca yalnız Denizli’de değil, tüm Türkiye’de adından, Anadolu’daki tiyatro hareketinde açtığı kendine özgü yerden söz ettirmeyi başardı bu süre içinde. Aynı tarihlerde perde açan Orta Oyuncular topluluğu yoluna devam etti Ferhan’la, ama DE-Tİ, onuncu yılın sonunda tiyatro tarihinin sayfalarına karıştı.

Ancak böyle demek de doğru değil; gerçekte DE-Tİ, kent kültürü açısından enikonu bir eşik oluşturdu kentte, çünkü tiyatro o tarihlerden bu yana sürüyor Denizli’de. Gerek DE-Tİ’nin başlattığı, ilk harcını koyup beş yıl boyunca kendi gücüyle mayaladığı “Amatör Tiyatrolar Şenliği”nin bugünkü versiyonuyla gerekse kentte “Şehir Tiyatrosu” ya da farklı adlarla perde açan toplulukların varlığıyla.

Geçen kırk yılın boşuna geçmediğini ortaya koyuyor bu olgu.

Cumhuriyetin yüzüncü yılını karşılarken DE-Tİ’nin de kırk birinci yılına girmenin heyecanını yaşamak güzel bir duygu. Yine de unutulmamalı; işgal görmeyen kent olarak Denizli, kurumsal kökenli tiyatroyla ilk kez Halkevleri aracılığıyla tanıştı, 1930’ların ikinci yarısında, 1940’larda çakaralmaz girişimler kent halkını görece tiyatro sanatıyla tanıştırdı tanıştırmasına ancak tiyatronun kent kültüründe kök salabilmesi, yeşerip serpilebilmesi için uzun bir süreç gerekiyordu. Öte yandan hem Halkevleri döneminde hem de bütün dönemlerde tiyatro sanatının halkın damarlarına girmesinde cumhuriyet öğretmenlerinin etkin rolü bulunduğu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalı.

Sonraki yıllarda tiyatro, 1940’lardan 1950-60’lara uzanan süreçte Anadolu’da dolaşan turne topluluklarının etkisiyle varlık gösterdi denebilir. Sonuçta DE-Tİ’ye gelene dek aradan birkaç on yıl geçti. DE-Tİ öncesindeki yirmi yıl boyunca farklı kökenlerden tiyatro çalışmaları hız kesmedi elbette, ne var ki bunların hiçbiri kendisine köklü bir yatak kuramadı, kent yaşamında etkili olamadı. Bu, Denizli Tiyatrosu kurulana dek böyle geldi.

Sonuçta DE-Tİ, hiç kuşkusuz, Halkevleri olgusundan sonra Denizli’deki tiyatro sanatından çok tiyatro kültürünün oluşmasında ikinci önemli kurumsal yapıya dönüştü. Devletin Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle DE –Tİ ‘ye bütün zamanlarında katkıda bulunuşunun de önemli bir dayanağa dönüştüğünü unutmamak gerekiyor bu arada. O günlerden bu yana tiyatro açısından söz konusu kurumsallaşmanın gelişerek devam ettiği gönül rahatlığıyla söylenebilir.

Denizli’deki bu kurumsallaşma olgusunun artık kökleştiği 41.yıl eşiğinde, DE-Tİ’ye sonraki yıllarda katılsa da perdesini kapatana dek bu kurumsal yapının içinde yer alan, kan ter döküp emek veren Mustafa İkizoğlu, bir kutlama yapacaklarını söyleyip haber verince sevinmedim diyemem. Bir grup insan, tiyatronun kentlerinde kökleşmesinden duydukları sevinci, bu yolda katkısından ötürü kurumsal bir adres olarak Denizli Tiyatrosu’nun kuruluşunu kutlayacaksa, önemli bir olgu elbette.

Bu satırları, Denizli Tiyatrosu’nun kent kültürü içindeki yerine değgin bir iki not düşmek adına yazayım istedim.

DE-Tİ, on yıllar önce adeta dağa taşa şöyle yazmıştı: “Denizli’de tiyatro var!”

Denizli kenti, DE-Tİ’nin bu öngörüsünü de doğrulamış oldu böylece.

Nice yıllar Denizli’nin tiyatro gönüllüleri!

DE-Tİ Kısa Oyunlar – 1 Görüntülemek için tıklayın.

DE-Tİ Kısa Oyunlar – 2 Görüntülemek için tıklayın.