REHA ÖZ’LE YİTİRDİĞİMİZ…
M.Sadık Aslankara
(29.01.2026 YAZISIDIR.)
Sonunda Reha Öz’ü de yitirince, DE-Tİ’nin oyun yazarlarından hayatta kalan olmadı artık neredeyse, Atilla Alpöge’yle İzzet Ararat’ı, beni saymazsak eğer. Bu gidişle Denizli Tiyatrosu da ölü oyun yazarlarının sahnesi olacak demektir kısa süre içinde.
Reha Öz’ü (1948-25.01.2026), birkaç gün önce yitirdik. Gazeteci değildi salt, bir edebiyatçı yazardı da aynı zamanda. Lise yıllarım boyunca çok yakın, sıcak ilişkimiz olan bir arkadaşımdı da. Üniversite öğretimi süresinde, sonraki gazetecilik yıllarında İstanbul’a yerleşmesi nedeniyle araya fiziki uzaklık girmesinden ötürü pek görüşemesek de aramızdaki sıcaklık, yakınlık, dostluk hep sürdü onunla.
Söyledim ya, gazeteci değil yalnız, has bir yazardı o.
Yazko Edebiyat dergisinde okumuştum kaleme aldığı öyküyü: “Dünya Güvercin Oluyordu”. O kadar güzeldi ki öykü, bunu oyunlaştırıp çocuklarla buluşturmayı çok istedim. Reha’yı aradım, onayını aldım, işe koyuldum.
Cumhuriyet’ten ayrılmış, Hürriyet’te çalışıyordu Reha o yıllarda, on yılların ardından İstanbul’da buluşup Karaköy’de bir balıkçıda oturduk, ona oyunla ilgili tasarılarımı anlattım, çok mutlu oldu, nice zamandan beslenen özlemi de karxıladık biraz.
Reha Öz imzalı oyun büyük bir dinamizm kazandırdı DE-Tİ’ye. Gerçekten de çocukların coşkuyla, heyecanla katıldıkları, çok sevdikleri pırıl pırıl bir oyun çıktı sahneye: Dünya Bir Güvercin…
Daha önce de sözünü etmiştim, 1985-86 mevsiminin sözü edilir çocuk oyunlarından biri oldu yapıt. Demek ki tam kırk yıl geçmiş üzerinden.
O sıralar yenice başlattığımız Amatör Tiyatrolar Şenliğine konuk aldığımız Zeynep Oral da oyunu izlemiş, Milliyet Sanat’ta bunun üzerine kaleme getirdiği sıcacık bir yazı yayımlamıştı.
Zeynep’in yazısı ardından Nedim Saban’dan, o yıllar sürdürdüğü Beş Kafadarlar tiyatro topluluğunda bu oyunu sergilemek istediğinden söz eden bir mektup almıştım. Hepimiz için büyük bir mutluluk kaynağı olmuştu Nedim’in mektubu. Hemen Reha’yı aramış, durumu aktarmıştım. Kuşkusuz o da çok sevinmişti. Ne var ki Nedim, bu tasarısını gerçekleştiremedi, Reha’nın Dünya Bir Güvercin’i İstanbullu çocuklarla buluşamadı ne yazık ki.
Ancak oyun Denizli’de, çevre merkezlerde uzun süre sahnelendi, sergilendiği her yerde çocukların büyük heyecanla katılım gösterdiği bir tiyatro etkinliği bağlamında dikkati çekti.
Oyunun müziğini, Reha’nın kardeşi, tiyatromuzun müzik yönetmeni, sevgili Oğuz Öz yapmış, doğrusu ya bu müzik de çok beğenilmişti. Ben de oynamıştım oyunda. Gerek oyuncular gerekse seyirciler olarak oyunun her sahnelenişinde büyük bir emek bütünlüğüyle, sevgiyle kucaklaşmış, gösterilerin tümünü de bir sahne şenliğine dönüştürmüştük neredeyse.
Bu güzel tiyatro olayının üzerinden on yıllar aktı geçti. Bunun yaratıcısı oyun yazarımız Reha Öz yok artık. Şöyle kabaca düşünüyorum da, neredeyse kimseler kalmadı. Sitemizde keleme aldığım “Denizli Tiyatrosu Belgeliği Yazıları”nda salt DE-Tİ’deki yitiklerimize özgülediğim yazılar bile azımsanmayacak yer tutuyor diyebilirim. İnsan şaşırmadan yapamıyor buna.
Nitekim ta baştan alır da sergilediğimiz oyunların yazarlarını şöyle kabaca harmanlamaya kalkarsak girişteki sözlerim kulağımızda çınlayabilir pekâlâ: “Denizli Tiyatrosu ölü oyun yazarlarının sahnesi…”
Ne dersiniz, onları da anımsayalım mı Rehacığımın yanında…
Çocuk tiyatromuzun kurucularından Mümtaz Zeki Taşkın’ın (1915-2001-3[?]), 70. doğum yılına armağan olarak 1984-85 tiyatro mevsiminde çıkardığımız Yoklar Dağındaki Nar adlı oyunu için İstanbul’da, o sıralar çalıştığı Milliyet Sanat dergisinin bürosunda buluşmuştuk yazarımızla. Onu yitireli yıllar oluyor.
Öteki çocuk oyunlarımızın yazarları da yaşamıyor artık.
Sözgelimi Leylek Sultan adlı oyununu sahnelediğimiz Haldun Marlalı (1926-2014), Sevgiyi Büyütün Ellerinizde adlı oyununu sergilediğimiz Turan Özdemir (1952-2018) aramızdan ayrılalı yine yıllar oluyor.
Bu son iki yazar hem tiyatrocuydu, hem de yazardı. Turan, yazarlıktan çok sahne insanıydı diyebiliriz. Sonradan sinemada birden büyük sıçrama yapsa da ne yazık ki hayat, bu başarılarını sürdürmesine pek izin vermedi, onu çabucak aramızdan aldı.
Ancak Haldun Marlalı yalnız oyuncu, yönetmen değil, kökten bir yazardı da. Telif, çeviri çok değerli yapıtlarda imzası olan, bu arada tiyatroya dönük kuramsal çalışmaları da bulunan bir büyüğümüzdü.
Bunlar çocuk oyunları yazarlarımız.
Yetişkin oyunlarımızın yazarlarından da kimseler kalmadı. Ne Duvarların Ötesi adlı oyununu sunduğumuz Turgut Özakman (1930-2013), ne Sular Aydınlanıyordu adlı oyununu sunduğumuz Nezihe Meriç (1924-2009), ne de Kahvede Şenlik Var adlı oyununu sunduğumuz Sabahattin Kudret Aksal (1920-1993) hayattalar…
Bunlardan Sabahattin Kudret Aksal’la Kültür Bakanlığını yürüten Namık Kemal Zeybek’in öncülüğünde 1990’da İstanbul’da AKM’de gerçekleştirilen Ulusal Tiyatro Kurultayı’nda ayaküstü söyleşmiş, ona sergilediğimiz oyunuyla ilgili bilgiler aktarmıştım. Çok mutlu olmuştu.
Gerek Nezihe Meriç’le gerekse Turgut Özakman’la ilişkimiz hep sürdü. Oyunlarının telifini de Reha Öz gibi tiyatromuza bağışladılar.
Reha, delikanlılığı gençliği birlikte yaşadığım kardeşimdi, Denizli Lisesinde okul arkadaşımdı, seçkin bir insan, değerli bir kalemdi, candı, onunla benim de bir parçam gitti.
Reha kardeşimi hep özleyeceğim, buluşana dek.