NECATİ TOSUNER;
EDEBİYATIN EBEDİ YOLCUSU…
M.Sadık Aslankara
Necati Tosuner, bir “yazar” olarak uğurlanıyor.
Ama onu bir “yazar genellemesi”yle değil, “büyük yazar” nitelemesiyle uğurluyoruz.
Zorlu, onurlu bir yaşamın içinden geçerken bütün bir yaşamı âdeta terk ederek karşılığında yaşam güdüsü bağlamında salt sanatı seçerek kat etti dünyayı, bütün hayatı.
Yazarlık zanaatının temelindeki işçiliği hiçbir zaman terk etmedi. Çıraklık, ustalık yanında işin zorunlu kıldığı sabrı, liyakati, özveriyi, eziyeti de, üstelik nice dar vakitler içindeyken bile kızılcık şerbeti içmişlikle üstlendi, hiçbir zaman reddetmedi, geri çevirmedi, sığınmak için bir şemsiye de aranmadı baştan bu yana. Yazarlığı büyük bir kabulle kuyumcu titizliğiyle ördü, disiplinden asla ödün vermedi, bunların gönüllü bukağılısı olurken kitaplarıyla, daha doğrusu içindekiler eşliğinde öykünün zarfla değil mazrufla nasıl yazılacağını, nasıl yazar olduğunu gösterdi, tam bir şövalyelik ruhuyla sanatını müdanasız sürdürdü, işte böyle Necati Tosuner oldu.
Bu yüzden uğurlarken seslendirdiğimiz “yazar” sözcüğü tek başına onu anlamlandırmaya yetemiyor, aranıyoruz, onu nasıl anlatabiliriz diye düşünüp eksik bir yan kalırsa diye kaygı duyuyoruz.
Eksik anlatmak, tanıtmak bir yazarı, bu dilin, edebiyatın yazarının neler pahasına nasıl yazar olabildiğini, bunun için kaç bin ömürce kendini törpüleyip o düzeye ancak öyle gelebildiğini bilmemek oluyor.
İşte “kitaplı yazar” söyleyişiyle o beylik yuvarlamayı aşan gerçeklik burada yatıyor. Tek kitabı çıkmasaydı da yayımladığı tek öykü ona zaten “yazar” kimliği yüklemenin önünü açacaktı.
Çünkü Necati Tosuner, çılgınsı emeğiyle yazar oldu, bu emek onu uçurdu uçurdu ama burada kalsaydı salt, insanımızın dil yatkınlığıyla “edebiyatın “atom karıncası” olarak da alınabilirdi. O, bu emekle yetinmedi, bir Necati Tosuner Sokağı açtı edebiyatımızda, bunu bir tutkunun dile getirilme biçimleriyle bezedi, böylelikle yol açtığı dönüştürümle, aykırılıkla ufuk çapımızı genişletmeye yarayan sorular eşliğinde metne şiir girdirdi sayfadan öykü çıkardı bütün bunların sonucunda.
Bu yüzden büyük yazar oldu.
1950 Kuşağı yazarlarını 1970’lere taşıdı, 70’lerin yazarlarını 50’lilerle yoğurdu, 1968 yükselişiyle farklı yalpalamalar sergileyen edebiyatımızda derin kulaçlar atarak yeni ufuklara açılmak gerektiğinin işaretlerini verdi.
Evet Sevgili Necati Tosuner, gerek edebiyatta kendi verimine dönük o atom karınca emeğinle gerekse elden gönülden yüreğine kattığın nice yazarla, kitapla, bu alanla kendi yaşamını da değiştirmiş bir büyük yazar olarak ebediyet dünyasına hoş geldin!
Bu dil, bu edebiyat var oldukça çakılı bir yıldız halinde sen hep yaşayacaksın!
(Bu yazı, Cumhuriyet Kitap’ın 05 Mart 2026 tarihli sayısından aktarılmıştır.)