Tiyatrodergisi.com.tr için yazılmıştır.

Anıl Çalım, yuvarlamayla on yıldan bu yana bir biçimde izlediğim genç tiyatroculardan, hemen her mevsim bir yolla bana ulaşıp kim bilir ne güçlüklerle ürettikleri oyunlarına davet eder, kırmam seyrederim, yazarım da. İnsanın nice güçlüğe karşın tiyatro yoluyla kişiliğini, varoluşunu gerçekleştirme girişimi, çabası, parmak ısırtacak bir şövalyelik gibi gelir âdeta bana, salt bu nedenle bile, sessizlikle karşılayamam böylesi eylemleri.
Kaldı ki izlediğim oyunların büyük bölümü, sezebildiğimce sahneye zaten hep yeni kurulan topluluklarca taşınan çalışmalar oluyor.
Nitekim son olarak izlediğim, Tiyatro Kintsugi yapımı Denetçiler adlı oyun da bununla örtüşen bir örnek.
Etik, estetik, hukuksal vb. bütün değerlerin ancak yalnızca parayla ya da paraya dönüşebilirlikle ölçüldüğü, buna göre konumlandırıldığı bir çağda, hele de bir tiyatroyu yaşatabilmek kolay mı? Bakın Türk tiyatrosu tarihine; on yıl boyunca sürekli perde açabilmiş topluluk sayısı yüzü aşmış mıdır?
Anıl, bu mevsim de kendisini anımsatmaktan geri kalmadı. Baktım afişe, yine yeni, farklı bir topluluk tabii. Aaa, bu kez oyuncu değil Anıl, yazar olarak görünüyor. Merak ettim. Daha önceleri onu hep sahnede izlemiştim, göz attım, oyuncular arasında da yoktu, demek ki sahneden inmiş, bu kez yapımda salt oyun yazarı kalmayı yeğlemişti.
Nitekim bu çalışmanın Zorlu PSM Atölye’de kotarılan kısa oyunlardan biri olduğunu öğreniyoruz. Birkaç yıl önce bunlardan kimilerini izlemiş, yazmıştım da hatta. Gençler deneysel bir sahne somutlaması bağlamında yaratı evrenlerini büyük coşkuyla ortaya döküyor, kendilerine göre farklı bir dünyanın da kapısını aralıyorlardı kuşkusuz.

Bir Laboratuvar Çalışması Olarak Tiyatro…
Temeli Zorlu PSM Atölye’de bir kısa oyunla atılan tohumun bu kez laboratuvara alınarak yeniden işlenişiyle gerçekleştirilmiş bir oyun olduğunu öğreniyoruz Denetçiler’in. Oyun yazarı Anıl Çalım, o aşamada birlikte çalıştıkları yönetmen Bengüsu Fal’la belli ki yeniden masa başına oturup bir tür laboratuvar çalışmasına alıyorlar sergilenen kısa oyunu, sonrasında dört başı mamur bütünlüklü bir sahne çalışması bağlamında Tiyatro Kintsugi yapımı olarak bu mevsimin oyunu olarak yeniden sunmaya koyuluyorlar.
Başta söyleyivereyim; böyle bir işe girişmekle çok iyi yapmış ikili. Çünkü sonuçta günümüz gerçekliğine dönük getirdikleri toplumsal açılım eşliğinde hepimizin topluca yaşadığı “denetlenme” olgusu, öylesine nahif dokunuşlarla gözler önüne seriliyor ki seyirci, tiyatro sanatının eğlendirici yanıyla sorgulatıcı düşündürücü niteliğini bu eylemsel sahne bütünlüğüyle birebir kapıp oyunun vermeye odaklandığı kavramsal tortuyu da eksiksiz örtüşmeyle algılayabiliyor. Üstelik sahne sanatlarının getirmeyi başardığı içkin tatla yudumluyor bu sahne ziyafetini.

Distopik Bir Çomak Olarak “Denetçiler”…
Anıl Çalım, daha önce kaleme aldığı Denetçiler’in deneysel yapısını koruyup yönetmen Bengüsu Fal’la Tiyatro Kintsugi yapımı olarak yeniden üretirken başka bir açıdan Kafka’nın Dava’sına (1925) George Orwell’in 1984’üne (1949) kadar geri gidebilecek bir kavramsallık buluşmasıyla distopik temelde yapılandırdığı bir sahne metni çıkarıyor diyebiliriz seyirci karşısına.
Sanat, bilimle felsefenin yaklaşımları dışında, onlardan farklı olarak insanoğluna her defasında farklı bir yolla gerçekliği algılatıp bunu yeniden kurdurmanın önünü açıyor. Zaten Tiyatro, öteki sanat yapma biçimlerinin tümünden farklı olarak bunu, insanla yapması sonucu doğrudan güçlü bir etki de yaratabiliyor. Bu çerçevede sahnede deneysel temelde fantastik açılımlarla, soyutlamalara dayalı ütopik, distopik, grotesk, uyumsuz, gerçeküstücü vb. biçemlerin tümü farklı bir pencereden gerçekliği anlatmanın yoluna dönüşüyor.
Nitekim Anıl, Denetçiler’le âdeta arı kovanına çomak sokarken gerçekliği sorgulamanın da önünü açıyor. Oyundaki hikâyeyi paylaşayım ilkin:
Bilinmez bir otorite tarafından görevlendirilmiş üç denetçi, bir apartmanın daire sakinlerince yapılacak genel kurul toplantısını izlemeye gelmiştir. Otorite görevlisi denetçiler farklı sınıf, katmandan, kültürden bu insanları akla ziyan uygulamalar, sorularla otoritenin isteği yönünde zapturapt altına alıp herkesi birer robota çevirir. Aralarındaki bıçkın delikanlının kimi diklenişleri, soruları, yer yer ötekileri de kımıldatır ya herkes yine de otoriteye mutlulukla kendisini teslim eder. Stockholm sendromu olarak da bilinen celladına âşık olma psikolojisine dönük bilimsel verileri, meraklılar Wikipedia’dan öğrenebilir.

Groteskle Gerçeği, Gerçekten Daha Güçlü Gösterebilmek…
Tiyatro Kintsugi’nin göz kamaştıran eğlenceli bir seyirlik oyun havasında sunduğu bu sahne metni, bıraktığı bu etkiyle yerli grotesk, bizden bir uyumsuz tiyatro izlenimi bırakabiliyor kolayca. O zaman Orwell’in ”Büyük Birader”ini, bu sunumuyla bizim otoriter tek adamımızla çakıştırmayı da başarıyor topluluk.
Bunun seyirciye geçmesinde hemen her kesimden insanımızın deneylediği apartman toplantısı olgusunun işlevsel rol üstlendiği kestirilebilir. Doğal ki bu da oyunun bu deneysel niteliğine karşın kolayca kabul görmesinin, izlerken iğneyi eğlenceli bir havada kendisine batırırken otoriter efendiye karşı ama çuvaldızı da hart diyerek batırmasına yol açıyor. Böylelikle gerçeklik, toplumsal zeminiyle birlikte sahnede alabildiğine somut biçimde kurulurken aynı zamanda başarılı bir politik oyun çakımları da yayıyor, üstelik görebildiğim kadarıyla bu, her seferinde seyirci tarafından da yeniden yeniden algılanabiliyor.
Sahneyi iyi bir ekip çalışmasıyla işlediğini de söylemeliyim topluluğun. Bu doğrultuda Denetçiler’i sahnede var eden ekibi anmak gerekiyor elbette.
Yürütücü yapımcı Ezgi Özmarasalı, İlayda Açe Karagöz; yapım ekibi Pelin Akter; yardımcı yönetmen Nazlıcan Demir; metin danışmanı Aylin Alıveren; sahne tasarımı Şilansu Başoğlu; afiş tasarımı Eselya Karagöz; ışık tasarımı Batu Yıldız; ses-efekt tasarımı Aytuğ Erdil; fotoğraf Ayten Çelik imzalarını taşıyor.
Oyunculara gelince…
Gerek apartman sakinlerinde gerekse denetçilerde, oyunun tüm gereksinirliklerini karşılayıp yansılayan hemen bütün oyuncular, bu yerli grotesk, uyumsuz oyunun hakkını veriyorlar bana göre. Aleyna Akdemir, Beste Yılmaz Özen, Galip Can Yıldırım, Hasan Fehmi Gökdeniz, Mehmet Can Özkenar, Oya Bacak, Özkan Özen, Tanya Aksu Gökdeniz.
Bu mevsimin, yukarıda söz ettiğim getirileriyle pek çok açıdan izlenmeye değer oyunlarından biri Denetçiler.
SADIK ASLANKARA