SAYFA YAZISI: M.S.Aslankara; Tiyatromuzun Genç Öncüleri

Tiyatromuzun Genç Öncüleri…

M.Sadık Aslankara
(21.3.2019 YAZISIDIR.)

 Bütün sanatlar, elbet bir zanaat ustalığı da gerektirir kaçınılmaz biçimde.  Ancak zanaat çok iyi yerine getirildiğinde, bu alanda ustalık sergilendiğinde bu sanat olmaz yine de.

Sanatı, zanaattan ayıran yanlar üzerinde durmak, hem bunların birbirine karıştırılmaması açısından hem de sanatta yükselişi sağlayan yanların belirlenmesi bağlamında zorunlu.

Özellikle toplumsal çalkantılarla karmaşaların farklı geçişlerle eş zamanlı olarak yaşandığı dönemlerde, zaman zaman buna dönük fırtınalı kargaşalarla karşılaşılabiliyor, bunun sonucunda aslında kimileyin yalnızca bir zanaat bağlamında alınması gereken yapıtlar, sunumlar sanki sanatmış gibi algı yaratıp yanılsamaya yol açabiliyor.

Bilim, saltık açıdan bilim ya da popüler bilim bağlamında alınışıyla nasıl farklılık gösteriyorsa hiç kuşku yok ki sanat da saltık anlamda veya popüler bağlamda yani halka dönük yapılan biçimleriyle bununla örtüşen benzerlik sergiliyor.

Ancak zanaat hiçbir zaman sanat olmaz. Zanaat, sanatın yerine ikame edilemez çünkü. Bilim de felsefe de ancak kendisiyle anlamlandırılıp temellendirilebilir.

Zanaat, kişiyi sanata girdirecek yol için zorunludur elbet, ancak sanatın kendisi yerine geçmez hiçbir zaman. Ne var ki yukarıda sözünü ettiğim toplumsal çalkantılarla çöküşlerin yaşandığı dönemlerde sanatta, bulanıklaşma biçiminde kimi aldatıcı yansımalar görülebilir.

Özellikle sığlığın bir orta malı halinde yaygınlaşarak alanı kapladığı dönemlerde yetersiz insanlar, toplumdaki birikim kopukluğundan, körleşmeden yararlanarak bir dönem şaşırtıcı biçimde öne çıkabilir.

Özellikle finansal destekler de sağlayan ödenekli tiyatroların kimi sahne çalışmaları, görsel, işitsel, teknik donanımlardan aldığı katkıyla parlayabilir, geçici de olsa dikkat çekici yükselme sergileyebilir.

Ne var ki tiyatro sanatını, biçemsel anlamda herhangi geliştirim, dönüştürüm yansıtmayan böylesi abartılı çalışmalar ileriye taşıyamaz. İster devlet eliyle ister öteki resmi kurumlarca desteklenmiş olsun, bu desteği almış topluluklar da o toplumdaki tiyatro sanatının düzeyini temsil etmez hiçbir zaman. Zanaatça dikkat çekici yükseklik sergilese de bu yöndeki geliştirim olsa olsa teknik genişlemedir, uzanımdır, o kadar.

Buna karşı hiçbir finansal destek almaksızın eksiksiz bir zanaatla ama çok yalın sanat yaparak, duru anlatımla, gerçektenlik duygusunu alabildiğine yükseklere çıkaran ekipler görece gölgede kalabilir. Kitleler, bu küçük toplulukların ayırdına varamaz, yıllarca perde açtıkları halde belki de hiç kimseler tanımadan ömür sürdürür bu insanlar, topluluklar.

Sonuçta dönemsel anlamda bir anlık göz kamaşması yaşanabilir. Ama bol parayla, hatta âdeta para savururcasına sanat yapanlar, bu serdengeçti genç, yoksul tiyatrocuların önüne geçerek bir biçimde rol çalabilir.

Bu yüzden gerek ödenekli tiyatrolar gerekse genç topluluklar karşısında dikkatli olmak gerekiyor.

Tiyatromuzda her yeni topluluğa, her genç oyuncuya birer öncü olarak bakmak gerekmez elbette. Ama kör kör parmağım gözüne kavrayışıyla ödenekli toplulukların her yaptığına sanatsal onay verilmesi de gerekmez!

27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun!