ÖYKÜ KÜRSÜSÜ: M.S.Aslankara; Figen Şentürk Öyküsü Üzerine

Figen Şentürk Öyküsü Üzerine
M.Sadık Aslankara

Figen Şentürk, birkaç şiiriyle öyküsünü daha önceleri okuduğum bir şair-yazar. Öte yandan imge örüntüleriyle sıçramalı geçişler yanında, artalan konusunda gitgide geliştiğini gözlediğim kıvrak bir kaleme sahip.

Bu nedenle Figen’in öyküsü, beni şaşırtmış değil. Ayrıca 14 Şubat’a özel kaleme aldığı bu öyküyü, aynı şekilde şair Figen’in yazımına bağlı kalarak yayımlıyorum.

Kuşkusuz sanatta asıl önemli olan, bilinen malzemeyle bilinmedik şeyler yapıp iş çıkarmak. Burada söz konusu öykü olduğuna göre yazar bunu dilde ya da biçemde veya kurguda yapacak demektir. Figen de bizi, işte böyle bir beklenti eşiğinde, ama önümüze herhangi zorlama koymadan karşılıyor

Figen, öyküye, adından başlayan tutumla doğrudan Sait Faik’e göndermeyle örülü anlatı çevrimi kurarak giriyor. Bu dolantıyı, henüz okunmamış, sayfaları arasına girilmemiş bir Sait Faik kitabından hareketle, bunu âdeta öykü bulmacası haline dönüştürüp dolambaca çevirerek bir leitmotiv eşliğinde işliyor.

“Şişt şişt sessiz olun, Sait Faik uyuyor” leitmotivi üç kez yinelenirken anlatıcı, ilkinde kitapla buluşmanın farklı duygularını paylaşıyor okurla. Hayalinde sarılıp tango yaparcasına tutkuyla, çevresinde gezinip tanımaya çalışıyor önce onu.

Öylesine çoğullukla, öylesine zengin açılımla taşıyor ki öyküye “Mahalle Kahvesi”ni, sizi de kışkırtıcı bir çağrıyla kitaptan içeriye buyur ediyor ânında. İster istemez katılıyorsunuz öyküye.

İkincisinde hele Sait Faik’le uyuyan Burgaz da sayfalar arasından taşıp dansa katılıyor. Bir ada uzamını Burgaz yapan bütün özellikleriyle, okurun burnunda tütebilecek sevgi esenlemesiyle yeniden kuruyor satırlar arasında.

Derken son eşiğe geliyor, açılmamış sayfalar arasından Sait Faik’in insanları çıkıyor ortaya, sanki ada, sayfalar arasından uluorta üzerine dökülüyor, bir anda her yerini kaplıyor Burgaz’ın.

Sonrasında doygun bir finalle yüz yüze getiriyor bizi Figen. Sait Faik, öyküler eşliğinde tüm öyküsel gereçler, verilerle uyanıp kaldığı yerden yaşamını sürdürmeye koyuluyor.

Sonuçta biz Figen Şentürk’ün az söz, az süslemeyle, çok duruk, çok yalın yapılandırarak önümüze getirdiği bu öyküde oyunlar eşliğinde büyüyle buluşuyor, bir tül perde gerisinden ulaştığımız, Sait Faikçe içine çekildiğimiz bir oyunun da oyuncuları arasına katılıyoruz.

Uykuyla uyanıklık arasında müthiş bir fırdöndü. Sait Faik’i de oyuna katan bir düş, masal, bütün bunları kuşatan büyü…

İşte 14 Şubat’ta Sevgili Sait Faik’imize sunduğumuz bir buket çiçek.

Hişt Sait, okudun mu Figen’in Şişt’ini…