SAYFA YAZISI M.S.Aslankara; TİYATRO KÖKENLİ YAZARLARIN YAZINIMIZA KATKISI VE BİR ÖRNEK ONUR AKYIL

TİYATRO KÖKENLİ YAZARLARIN YAZINIMIZA KATKISI VE BİR ÖRNEK:
ONUR AKYIL…

M.Sadık Aslankara
(15.10.2020 YAZISIDIR.)

Ülkemizin tiyatro tarihi, aydınlanma tarihimizi de özetliyor denebilir.

Öyle ya, bir savaşımın da simgesi tiyatro, varlık anlamında her zaman direnç kaynağı oldu, kılavuzluk yaptı topluma. Nitekim tiyatro savaşımıyla akan yüz elli yılın satır başları bunu apaçık gösteriyor.

Namık Kemal’den Nâzım Hikmet’e, Melih Cevdet Anday’dan Haldun Taner’e, Suat Taşer’e, Vedat Türkali’ye, Kemal Bekir’e ardı sıra pek çok ada uzanan katkının bütünü, edebiyat ortamından doğup beslendi, sonrasında tiyatroya doğru aktı hep. Başlangıcından Halkevlerine dek uzanan etkinlikler eşliğinde sonradan tüm ülkeye yayılan bu topyekûn tiyatro hamlesi, kurtuluştan kuruluşa Türkiye Cumhuriyetinin varlığında önemli roller üstlendi sürekli.

1990’lardan bu yana özellikle son çeyrek yüzyıl içinde söz konusu akış bu kez tiyatrodan yazına doğru tersine bir geçişle büyüyen enerjiye dönüştü görebildiğim kadarıyla.

Yazar tiyatrocu Ferhan Şensoy’la oyun yazarı Memet Baydur’un terazide dengeyi enikonu eşitleyen tutumu sonrasında günümüzde üniversitelerin tiyatro bölümlerinde okuyan gençlerin dramatik yazarlık bölümü çıkışlılar kadar oyunculuk ya da tasarım mezunu da olsalar katkı koyabilmeleri dikkat çekici ivme sergiliyor artık. Bu tiyatrocu yazarlara sıklıkla yer açıyorum zaten. Bunlara Anadolu’da tiyatro yapan kalemlerin katkısı da ekleniyor kimileyin.

Sözün kısası son çeyrek yüzyıl içinde tiyatromuzun neredeyse tamamı gençleşti, bu genç tiyatro enerjisinin etkisinde bir vektörel gelişme eğriyle örtüşen grafik belirginlik kazandı.

Günümüz genç oyun yazarlarıyla ana lisansı tiyatro olan ya da kökence tiyatrocu yazarların neredeyse tamamı, en azından büyük bölümü öylesine ciddi bir enerji üretiyor ki yazınımız için, şiirden öyküye, romana uzanan bir üretim halkasında göz dolduran verimler sergiliyorlar.

Öyküler, romanlar yazan oyun yazarları, tiyatro oyuncuları, özetle tiyatro kökenli adlar, alanda farklı ivmelere yol açabilecek doruklar oluşturabiliyor kolayca.

Genç öykü-oyun yazarları apayrı bir yazının konusu kuşkusuz. Öyküden tiyatroya-tiyatrodan öyküye yönelen genç yazarlar ciddi yer tutuyor çünkü bu eşikte nicedir. Sözgelimi genç öykücüler arasında kökence tiyatro lisansından gelenlerin azımsanmayacak sayıya vardığını görüyor.

Onur Akyıl da tiyatro kökenli bir şair, yazar. Yayımladığı ilk romanı, yukarıdan bu yana söylediklerimi somutlayan, ciddiye alınması gereken bir yapıt: Proleterler İçin ‘Patafizik Dersleri (Can, 2020).

Romanı okurken bir çalım Bulgakof’u anımsamadan edemedim. Tumturaklı bir yabancılaştırmaya dayalı kara anlatı temelinde bir denemesel metin gözüyle bakılabilir romana.

Bir saatçiyle çırağının, kedilerinin odağında, guguklu saatin tahta kuşu, kurşun asker, tam anlamıyla bir simgeler dizisi halinde anlatıya yerleşirken, roman bir bakıma “İçi eski saatlerle, kahramanlarla dolu bir dükkânı” (39) getirir okurun önüne. “Çözülebilen edebi eserler ne kadar uyduruk”tur oysa. (38) “Şeyler kalabalığının ölümsüzlüğü ve ölümsüzlüğün eşyaya yerleşmiş katılığı ‘hayat’ adı altında müthiş bir sıkılıkla yaşanıyor”dur (24) çünkü bu evrende.

Söz konusu kara anlatının, sorgulayıcı bir dille zaman, özgürlük, kendilik vb. sorunları dillendirdiği bölümlerin, anlatıya eklemlenmiş birer okuma parçası halinde görüntü verdiği de en azından yer yer öne sürülebilir.

Metnin denemeye çalan yanı, yazarın kurmaca içinde söylediklerini bir roman kişisinin abuklama hali alacak okurun tartışmaya koyulması, önüne geldiğini düşündüğü sorulara kendince yeni açılımlar getirişi bağlamında alınabilir. Ve tabii zamanı bir türlü açık, berrak biçimde göstermeyen bir saatin merkezde olduğu, hep onun arandığı bir eğretileme girdap.

Bir türlü kendi yerine oturamayan, kendi gerçekliğiyle buluşamayan toplumcu kavrayıştan yansıyan o tuhaf “şeyleşme”ye karşı (28) ya da yabancılıktan yabanlığa siyasal bir eleştiri bütünü halinde görülebilir Proleterler İçin ‘Patafizik Dersleri. Oya Baydar’ın Kedi Mektupları’na (1992), ötesinde Elveda Alyoşa’sına (1991) benzer biçimde.

Sonuçta ancak şaire yakışacak üst dille yapılandırılmış bir roman bu; zaten anlatılandan kurgudan kişilerden çok bu üst dil dikkati çekiyor. Yazınımıza söz konusu bu katkıyı tiyatro kökenli bir şair sağlamış oluyor.

Biçemsel açıdan da dikkat çekici bir roman olarak Proleterler İçin ‘Patafizik Dersleri, tiyatro kökenli Onur Akyıl’ın yazınımıza sağladığı katkının somut göstergesi bu nedenle.

Yazınımızda bu türde katkıların son derece sınırlı olduğunu eklemeden noktalamayayım yazıyı.